22 Ağustos 2007 Çarşamba
Ya Sev - Ya Terk Et !!!
Tum yorumcular / gazeteciler Basbakan Erdogan'in soylediklerinin kabul edilemez oldugunu, basbakanlik koltugunda oturan bir kisinin tum vatandaslari kucaklamak zorunda oldugunu dile getiriyor. Tabii ki bunlar sonuna kadar katildigim dusunceler.
Ancak ben burada, soylenen sozleri/yapilan yorumlari tekrarlamak istemiyorum; benim bu olaya bakmak istedigim bir baska nokta var : " 'Ya sev - ya terk et' mantigi". Daha gencken bu slogani cok zaman kullandim/k 'seriatci' gruplara / kisilere karsi. Bana gore, Laik Demokratik Sosyal bir Hukuk Devleti'nin ozelliklerinden birini ya da birkacini degistirmek isteyenler 'Iran'a - 'Suudi Arabistan'a gitmeliydi. Bu ulke bizimdi, ve karsi grup da Turkiye'den gonderilmeliydi...
Simdi farkediyorum ki, o zamanlar yanlis yapmisiz. Yapilmasi gereken onlari bu ulkeden gonderme sloganlari atmak degil; o gruplari egitme - onlarla daha cok zaman gecirme - onlara 'ozgur dusunce'yi ogretme calismalari yapmakmis. Bu yolla "biz" ve "siz" bolunmesi olmadan aydinlik yarinlara kolayca yurunebilirmis (her ne kadar 'orumcek kafalar'la mucadele etmenin, onlari egitmenin ne kadar zor oldugunu bilsem de; onlari dislamanin yanlisligini simdi goruyorum).
Ama biz bunlari yapmadik... " 'Biz' Turkiye'nin sahipleriyiz; 'Siz' kafa yapinizla bu ulkeye ait degilsiniz, layik oldugunuz yere gidin." diyerek ayrimciligin artmasina katki sagladik. Ve sonunda bugunlere geldik...
Artik kendimizi 'kaf dagi'nda gormekten vazgecme zamanimiz geldi de geciyor. Biz aydinlar; her durumda/donemde ulkeyi yonetecek 'tek' grup degiliz; bu yonetime aday ve -her ne kadar soylemekten utansam da- bizden daha caliskan bir grup var. Bir an once kendimize gelip, asil onceligimizin 'aydin insan yaratma' cabasi olmasi gerektigini farketmeliyiz ve bu yonde calismaya baslamaliyiz. Yoksa bugun bir TC vatandasi hakkinda "Maalesef edep adap bilmeyenler de var. Onu diyebilen insan önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkması lazım" diyebilenler; yarin ayni TC vatandasini surgune gonderme yetkisini de kendisinde gorebilir. O zaman yalniz kalmamak icin 'aydinlik beyinler'in artirilmasi calismalarina hemen bugun baslamaliyiz...
www.kutluay-say.com
17 Ağustos 2007 Cuma
Laik ulkenin bakani...
(haberin tamami icin su linki izleyebilirsiniz : http://www.milliyet.com.tr/2007/08/17/son/sonsiy03.asp)
Son günün akşam yemeğinde Güneş, risotto istedi. Bürokratları da aynı yemeği sipariş ettiler. Yemeği beğenen Güneş, yemeğin tarifini isteyince, otelin aşçısı gelip tarifi vermeye başladı: "Efendim, et ve sebzeleri birlikte kaynatıyorsunuz. Kaynayan et/sebze suyunun içine yarım kadeh kadar şarap ekliyorsunuz..."
Güneş, 'şarap' sözünü duyar duymaz, yemeği ortaya doğru atıp, otelin aşçısına, "Utanmıyor musunuz, bana alkollü yemek verdiniz. Bu ne rezalettir" diye bağırdı. Aşçı, şaşkınlıkla, "Efendim risottoda her zaman şarap olur" dedi ama Güneş yatışmadı. İl valisi devreye girerek otel ile aşçının bu konuda bir suçu olmadığını söyledi. Sinirlenen Bakan "Durduk yerde bana haram yedirdiniz" diyerek, masayı terk etti. Güneş, Ankara'ya dönünce, Koçaklar'ı görevden alan kararnameyi hazırladı ve işleme koydu. Risotto konusundaki tartışma İçişleri Bakanlığı kaynaklarınca doğrulandı. Ancak Koçaklar'ın görevden alınmasının Yiğenoğlu'nun mahkeme kararıyla Muğla Valiliği'ne dönmesiyle ilgili olduğu belirtildi..........
Simdi bu haber uzerine nasil yorum yapilir ki?
Bakan'a olayi sorsaniz soyle bir aciklama gelmesi bile muhtemel :
"Benim yemegimin icine alkol koymuslar. Tabi dolayisiyla ben sarhostum o sirada, neler oldugunu hatirlamiyorum. Benim yemegime alkol koyarak beni sarhos edenlerdedir tum sorumluluk. Bu gibi durumlarin bir daha yasanmamasi icin Turkiye'de alkol uretimi / ithalati / tuketimi derhal yasaklanmalidir."
www.kutluay-say.com
16 Ağustos 2007 Perşembe
Hurriyet – Emin Colasan – ‘Ifade Ozgurlugu’...
Dun Hurriyet Gazetesi, Emin Colasan’in isine son verdi. “Hurriyet Gazetesi kendi kasasini / cebini dusunen bir isletmedir. Dolayisiyla istedigi calisaninin isine, istedigi zaman son verebilir” diyebilirsiniz. “AKP son secimlerde %46 oy aldi, tabii ki gazete surekli AKPye satasan – surekli onlarin icraatlariyla ugrasan bir gazeteciyi isten cikarabilir; yoksa neler olur kim bilir” diyebilirsiniz. Bu dusuncelere kesinlikle katilmamakla birlikte, itiraz da etmem.
Ancaaak; bugun Hurriyet Gazetesi Genel Yayin Yonetmeni Ertugrul Ozkok’un bu olay ile ilgili yazdigi yaziya dair tum gun boyunca tek bir okuyucu yorumunun bile gazetenin sitesinde yayinlanmamis olmasini bana hicbir sekilde aciklayamazsiniz. Gazete haberlerine yorum yazmak hic adetim olmamasina karsin, bugun o habere sabah erken saatlerde yorum yazmistim – yayinlanmadi. Biraz once yeniden baktim (saat su anda
Hurriyet Gazetesi kendini hala ‘buyuk gazete’ olarak goruyor olabilir; hala tiraji – Turkiye sartlarina gore – oldukca yuksek olabilir (bilmiyorum). Ancak benim gozumde artik coook cok kucuk bir gazete… Yurt disinda yasadigim icin zaten gazete almak gibi bir durumum soz konusu degildi, ama bundan sonra web sayfalarini da ziyaret etmeyecegim… Haberlerini nasil sectikleri, yorumlarini nasil yaptiklari bugun bir kez daha tum acikligiyla ortaya cikti… Yazik, cok yazik…
www.kutluay-say.com
Abdullah Gul – Cumhurbaskanligi...
Bu aralar Abdullah Gul’un Cumhurbaskanligi olayi mansetlerde surekli; adayligi aciklandi AKP tarafindan ve her kafadan sesler cikmaya devam ediyor. Itirazlar var, destekleyenler var…
Olay bana kalirsa Abdullah Gul’un 11. Cumhurbaskani olup olamayacagi degil, Turkiye’nin gidisati. Bundan 15 yil kadar once DYP’den Milli Egitim Bakani olan Koksal Totan ile ilgili o gunku konusmalari hatirliyorum ve simdiki konusmalari. O zamanlar ‘Milli Egitim Bakanligi dincilerin eline gecti, neler oluyor, gidisat cok kotu’ denirken; bugun Koksal Toptan’in Meclis Baskanligi tum partilerce
Gidisat o kadar kotu ki; 15 yil oncesini kimse hatirlamiyor – 15 yil sonra neler olabilecegini de kimse tahmin etmiyor / etmek istemiyor. Belki sarikli – cuppeli bir cumhurbaskanligi adayimiz olacak ve o zaman da Bulent Arinc’i (ya da bir benzerini) alkislarla o makama getirecegiz / getirmek isteyecegiz bugunleri unutarak. Ya bir 15 yil daha sonra neler olacak? Ya daha sonra???
www.kutluay-say.com